Kocamansevgiler
Hatıra defterim ve yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hatıra defterim ve yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Aralık 2013
Yeni Yılınız Kutlu Olsun
Kocamansevgiler
13 Ekim 2013
27 Eylül 2013
Seni Kaybettiğimiz İçin Çok Ama Çok Üzgünüm
Bugün bence bu ülke için çok acı ve çok büyük bir kayıp oldu, onun ölümü. Ben şanslıyım, onu çok uzun yıllardır tanıyor, izliyor ve dinliyorum. Fakat çoğu kişi onu Ezel dizisi ile tanıdı ne yazık ki. Oysa çok uzun yılların sanatçısı kendisi. Maalesef o da dizi sayesinde gündeme geldi, tıpkı diğer tiyatrocu sanatçılarımız gibi. Tam da güzel sesini daha sık duyuyorduk ki, onu kaybettik. Ölümü bana çok acı verdi. Bundan sonra ne izleyebileceğiz, ne de o güzel sesini duyabileceğiz artık.
Rahat uyu, nur içinde yat...
SENİ UNUTMAYACAĞIM...
Rahat uyu, nur içinde yat...
SENİ UNUTMAYACAĞIM...
8 Ağustos 2013
12 Haziran 2013
DİREN GEZİ, DİREN ANKARA, DİREN İZMİR, DİREN TÜRKİYE
Pazar günü Taksim gezi parkına saat 16:00'da mitingde direngezi demek için oradaydık. Onlara bir kaç çeşit kek yaptım, elimizden geldiğince yiyecek aldık, götürdük. Oradaki çocuklarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Onların bu gayretine nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Sayelerinde BİR MİLLET uyandı. Sizi çok seviyorum, teşekkür ediyorum. Bizi uyandırdığınız için...
İşte Gezi'nin kekleri ve hükümet bu işi çözene ve geri çekilene kadar kesinlikle bir şey yapmayacağım. Bu eylem bizim istediğimiz şekilde sonuçlanana kadar bloguma hiç bir pasta veya kek fotoğrafı koymayacağım.
İşte son Gezi keklerim...
ÇÜNKÜ BU BLOG DİRENİYOR...
Diren Gezi Parkı, oğlumla birlikte sizinleyiz. Çocuklarım için, sizin için, Türk gençliği için, yeni doğanlar için yanınızdayız, yanınızda olmaya devam edeceğiz...
İşte Gezi'nin kekleri ve hükümet bu işi çözene ve geri çekilene kadar kesinlikle bir şey yapmayacağım. Bu eylem bizim istediğimiz şekilde sonuçlanana kadar bloguma hiç bir pasta veya kek fotoğrafı koymayacağım.
İşte son Gezi keklerim...
ÇÜNKÜ BU BLOG DİRENİYOR...
Diren Gezi Parkı, oğlumla birlikte sizinleyiz. Çocuklarım için, sizin için, Türk gençliği için, yeni doğanlar için yanınızdayız, yanınızda olmaya devam edeceğiz...
7 Haziran 2013
DİRENMEYE DEVAM...
Son derece sakin ve masumane bir şekilde başlayan Gezi parkı
eyleminin geldiği noktayı, sanırım
fotoğraflarla anlatmak yetecektir.
Veeee sonrası
burası neresi? benim ülkem mi?
Bütün bunlardan sonra bir avuç ÇAPULCU dediğin,
benim kızım, benim oğlum, oğlum Taksim Gezi'de, kızım İzmir Gündoğdu'da.
Ben onları sen ÇAPULCU, bir grup TERÖRİST diyesin diye büyütmedim. Çocuklarımla, Türkiye'nin bütün gençliği ile gurur duyuyorum.
Çapulcu dediğin bu dedemi?
Bu ninemi?
Bu millet, bu gençlik mi?
Sen hala anlamamakta direniyorsun, ama
İŞTE SENİN ANLAYAMADIĞIN BU MİLLET DİRENİYOR, DİRENECEK...
3 Haziran 2013
BU BLOG DİRENİYOR, DİRENECEK
BU BLOG DİRENİYOR, DİRENECEK
TAKSİM GEZİ PARKI, BEŞİKTAŞ, ANKARA, İZMİR, ADANA
Türkiye'nin daha bir çok yeri, sizin yanınızdayım, sizinle gurur duyuyorum.
BU MİLLET UYANDI, TAM HERŞEY BİTTİ DERKEN ÜLKEM ÇOK GÜZEL BİR DERS
VERDİ,
BAHÇEŞEHİR'DEN HERGECE YÜRÜYORUM, BENDE BURADAYIM.
Bu görüntülere kayıtsız kalanlara söyleyecek söz bulamıyorum. Haklarımızı, isteklerimizi belirtmek için yaptığımız eylemler karşısında ölüm gördük, yaralılar gördük, kan gördük. Bu nasıl bir diktatörlüktür.
Bloglardan tepki geleceğini düşünürken baktım kimsenin sesi çıkmıyor. Herkes takipçi sayısını arttırmak için durmadan yazıyor, fotolar yayınlıyor ama insanlara yapılan bu zulüm fotoğraflarına gelince kimsede tık yok. Bazı arkadaşlar bloglarında direnmeye devam ediyor, hepsine teşekkür ediyorum.
Benimde DİRENMEM devam edecek. Bu eylemin arkasında olduğum için üyelikten çıkmak isteyenler buyursunlar çıksınlar ve beni lütfen bloglarından çıkarsınlar...
Blog yazmaya sesimi duyurabilmek, fikirlerimi paylaşabilmek ve benimle
aynı şeyleri yapmak isteyen bir grup içerisinde olmak için başladım. 6
aydır yazıyorum ve her gün onlarca yeni postta, ojeler, ayakkabılar,
parfümler, elbiseler görerek bilgileniyordum. Müthiş bir mecra burası
diyordum taaa ki 2 gün öncesine kadar. Herkes ortadan kayboldu.
TAKSİM GEZİ PARKI, BEŞİKTAŞ, ANKARA, İZMİR, ADANA
Türkiye'nin daha bir çok yeri, sizin yanınızdayım, sizinle gurur duyuyorum.
BU MİLLET UYANDI, TAM HERŞEY BİTTİ DERKEN ÜLKEM ÇOK GÜZEL BİR DERS
VERDİ,
BAHÇEŞEHİR'DEN HERGECE YÜRÜYORUM, BENDE BURADAYIM.
Bu görüntülere kayıtsız kalanlara söyleyecek söz bulamıyorum. Haklarımızı, isteklerimizi belirtmek için yaptığımız eylemler karşısında ölüm gördük, yaralılar gördük, kan gördük. Bu nasıl bir diktatörlüktür.
Bloglardan tepki geleceğini düşünürken baktım kimsenin sesi çıkmıyor. Herkes takipçi sayısını arttırmak için durmadan yazıyor, fotolar yayınlıyor ama insanlara yapılan bu zulüm fotoğraflarına gelince kimsede tık yok. Bazı arkadaşlar bloglarında direnmeye devam ediyor, hepsine teşekkür ediyorum.
Benimde DİRENMEM devam edecek. Bu eylemin arkasında olduğum için üyelikten çıkmak isteyenler buyursunlar çıksınlar ve beni lütfen bloglarından çıkarsınlar...
http://herseydenkonusmali.blogspot.com/2013/06/bu-yaz-benden-suspus-olan-tum.html
Bu Yazı Benden Suspus Olan Tüm Bloggerlara Gelsin! Neredesiniz?
Etiketler:
Bu blog direniyor
,
direnecek
,
Gezi Parkı
,
Hatıra defterim ve yazılarım
,
Taksim
19 Mayıs 2013
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun!
BEN MUSTAFA KEMAL'İM
Ey milletim!
Ben Mustafa Kemal'im,
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
Hala en hakiki mürşit değilse ilim,
Kurusun damağım dilim,
Özür dilerim,
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..
Özgürlük hala
En yüce değer
Değilse eğer,
Pırangalı kalsın diyorsanız köleler,
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..
Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı,
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı,
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı,
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..
Yetmediyse acısı şiddetin, savaşın,
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh, dünyada barışın,
Eğer varsa ödülü
Silahlanmayla yarışın,
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..
Özlediyseniz fesi peçeyi,
Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi,
Hala medet umuyorsanız
Şıhtan, şeyhten, dervişten,
Şifa buluyorsanız
Muskadan, üfürükçüden
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..
Eşit olmasın diyorsanız
Kadınla erkek,
Kara çarşafa girsin diyorsanız
Yobazın gazabından ürkerek,
Diyorsanız ki okumasın
Kadınımız kızımız
Budur bizim alın yazımız,
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi..
Fazla geldiyse size
Hürriyet, Cumhuriyet,
Özlemini çekiyorsanız
Saltanatın, sultanın,
Hala önemini anlayamadıysanız
Millet olmanın,
Kul olun, ümmet kalın,
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın.
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi Rahat bırakın beni...
Süleyman Apaydın
Bütün bunların üzerine daha ne söylenebilir?...
11 Mayıs 2013
Anneler Günümüz Kutlu Olsun
Bu özel günde söylenecek çok şey var aslında. Benim de 2 çocuğum var. Bence bir anneye en güzel hediye, hakikatli ve sevgi dolu çocuklara sahip olmak. Beni düşünen, anne nasılsın, keyfin yerinde mi diye soran, eğer bir derdim varsa benimle paylaşan çocuklarım var. Onlarsız bir hayat düşünemiyorum. O yüzden onların benim evlatlarım olması zaten bana bir hediye, bir anne için bundan daha kıymetli ne olabilir ki?
Bütün annelere benim evlatlarım gibi evlatlara sahip olmalarını dilerim.
Sevgilerimle
7 Nisan 2013
Blog Hocam sonsuz teşekkürler...
18.11.2012, işte Serdar’a ilk yardım maili gönderdiğim
ve 10 dakika sonra cevabını aldığım tarih. O tarihlerde blogu henüz açmıştım ve
blog yazmak nedir, nasıl yapılır, java script kodları nedir, hiçbir bilgim yoktu.
Gadget açıp, resimlerle tariflerimi yayınlamak istiyordum. Birçok kişiden
yardım istedim. Kimi hiç geri dönmedi, kimisi döndü ama ben kodlardan
anlamadığım için yine anlamadım. Sonunda internette sürekli araştırırken
Serdar’ın blogunu buldum ve sorunum ile ilgili iletişim kısmından mail attım.
Ben maili saat 11:49’da atmışım, Serdar’dan cevap 11:58’de geldi ve anında
sorun çözüldü. O günden beri sayısını unuttum, kimbilir kaç mail attım, bazen
gecenin 2’sinde bazen, sabahın köründe. Bütün maillerime anında cevap verdi ve
her seferinde sorunlar halledildi.
Bugün hala yazmaya çalıştığım blogum Serdar (Bloghocam)
sayesinde bugünkü duruma geldi. İnternet ortamında sorununuz olduğunda kimse
geri dönmüyor veya çok geç geri dönüyor. Ben şimdiye kadar bu kadar hızlı geri dönüş
yapan kimseyi görmedim. Sadece geri dönmekle kalmayıp sorunları çözmeme yardım
ediyor.
Blogunda, bir blog için öğrenmeniz gereken her şey ile
ilgili bilgi bulmak mümkün. Üstelik son derece anlaşılır bir biçimde. Eğer
anlamadıysanız ve tekrar sorduysanız da hemen geri dönüyor.
Buradan, blogumu bu hale getirmemde büyük pay sahibi
olduğu ve ne zaman başım sıkışsa yardımını esirgemediği için kendisine çok
teşekkür ediyorum…
Başarılarının devamını dilerim… Yolun açık olsun.
sevdaninsokagi
Etiketler:
Blog Hocam
,
Hatıra defterim ve yazılarım
18 Mart 2013
18 Mart ÇANAKKALE zaferimiz kutlu olsun.98. yıl önce destan yazan kahramanlarımızın ruhları şaad olsun...
Onları saygıyla anıyorum...
'Çanakkale
Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik
bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran
bu yüksek ruhtur.”
M. Kemal ATATÜRK
En zor şartlar altında bile bu vatan için, hiç çekinmeden ve korkmadan hayatlarını feda ettiler. Onları hergün bile ansak az gelir. Bugün bu ülkede yaşayabiliyorsak bu, onların sayesindedir.
15 Mart 2013
Dün Akşam Kuğu Gölü Bale'sindeydim...
Dün akşam Devlet Opera Bale’nin, Kuğu Gölü Bale temsiline
gittim, tek kelimeyle olağanüstü idi. Uzun zamandır, ( daha doğrusu AKM
kapatıldığından beri , Bahçeşehir’den Kadıköy Süreyya sahnesine gitmek ve
dönmek çok zor) gidememiştim. Fakat bu defa Devlet Opera Bale Bahçeşehir Kültür
Sanat Merkezi’ne geldi, iyiki geldi.
Onları izlerken, düşündüm de yıllar evvel yapılmış eserler
hala sergileniyor, klasikler dinleniyor.
Mutlaka yenileri yapılıyor fakat yüzyıllar geçse de bu eserler unutulmayacak.
Tabi ben yurtdışında ne izledim, ne de dinledim. Eminim çok başarılıdırlar
fakat ülkemde bu eserlerin sergilenmesi, hala izleniyor olması ve bu kadar
başarılı Devlet sanatçılarımız olması beni çok gururlandırıyor. Gençlerin opera
va bale gibi sanat ile uğraşmaları beni daha da heyecanlandırıyor. Hele ki son
zamanlarda sanata sahip çıkılmadığı bir ortamda, gençlerin rağbet etmesi
gururumu bir kat daha arttırıyor.
Uzun yıllardır İstanbul, Ankara, İzmir Devlet Opera ve
Bale’nin çok temsillerini izledim. Her izlediğimde aynı duyguları yaşıyorum ve
heyecanlanıyorum. Böyle bir servete
sahip olmak kadar güzel ne olabilir. Her
temsil bitiminde alkışlamaktan ellerimin ağırdığını hissediyorum ama yine de
her seferinde daha da fazla alkışı hakettiklerini düşünüyorum. Salonda duyulan “Bravo”
sesleri, ayakta alkışlayan insanlar, sanki sahnedeki sanatçılardan biri
benmişim gibi heyecandandırıyor beni. Sahnedeki
kişi ben olsam ancak o kadar mutlu olurum, bu ilgiye. Keşke bende onlardan biri
olsaydım diye çok düşünmüşümdür, onları izlerken.
Ben buradan Devlet
Opera ve Bale sanatçılarımıza bize bu güzel eserleri izlememize vesile oldukları için teşekkür
ediyor, saygılarımı sunuyor ve onları ayakta alkışlıyorum…
Sizlerle gurur
duyuyorum.
KUĞU GÖLÜ - BALE
MÜZİK: P.İ ÇAYKOVSKİ
KOREOGRAF: MARIUS PETİPA , LEV IVANOV , MEHMET BALKAN
ORKESTRA ŞEFİ: ELŞAD BAĞIR
SAHNEYE KOYAN: LALE BALKAN
GÜNCEL LİBRETTO: ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
DEKOR-KOSTÜM: SAVAŞ CAMGÖZ
IŞIK: METİN KOÇTÜRK
Konusu: Yöredeki kızların en güzeli ve en iyi huylusu Odette ile sevgilisi Prens Siegfried gizlice sarayın kış bahçesinde buluşmaktadır. Baron Rothbart’ın kızı Odile de Prens’e aşıktır. Odile, Odette ile Prens’in yakınlaşmasını görmeye dayanamaz ve bu durumu, aslında gizli bir büyücü olan babasına anlatır. Baron Rothbart, kızına rakip olabilecek tüm genç kızları kuğuya dönüştürerek ormana tutsak etmiştir. Kızlar, güneşin doğmasıyla birer kuğuya dönüşmekte ve günbatımıyla birlikte eski hallerine dönmektedir. Baron Rothbart büyücü kimliğine bürünür ve aynı büyüyü Odette’e de yaparak onu kuğuya dönüştürür. Sevgilisini karşısında kuğu olarak gören Prens Siegfried, dehşete düşer. Prens’in 18. yaş günü onuruna bir balo verilmektedir. Ana Kraliçe, Baron Rothbart ve Odile ile birlikte oğlunu kutlamaya gelir. Ana Kraliçe, Prens’e evlenme zamanının geldiğini hatırlatır. Baron Rothbart da Siegfried’e en uygun olan adayın kendi kızı Odile olduğunu söyler. Prens, Odile ile evlenmeyeceğini söyleyince, Rothbart, Odile ve Ana Kraliçe öfkeyle baloyu terk eder. Daha sonra, Siegfried ormanda tek başına yürürken birden Odette ile karşılaşır. Ancak çiftin bu mutluluğu fazla uzun sürmez. Baron Rothbart yine ortaya çıkar ve onları ayırır. Ama Siegfried, bir kez daha Odette’e sonsuz aşk yemini eder. Balo salonunda Baron Rothbart, Siegfried’i etkilemesi için kızını baştan çıkarıcı bir “Siyah Kuğu”ya dönüştürür. Siegfried buna kanarak Siyah Kuğu’yu Odette gibi algılar ve ona evlenme teklif eder. Tüm umutlarını yitirmiş olan Odette, ormandan kaçıp kurtulmayı dener, ama Rothbart’ın büyüsü ona engel olur. Siegfried, Odette’i kurtarmaya gelir, ancak Odette’in kurtulması büyünün bozulmasıyla mümkün olacaktır. Siegfried ile Rothbart’ın kavgası sırasında büyücünün maskesi düşer ve gerçek kimliği ortaya çıkar. Bu sırada Rothbart’ın büyüsüyle kuğuya dönüşmüş olan kızlar, büyücüyü gölün içine çekerek onu öldürürler. Böylece büyü bozulur ve Odette ile Siegfried’in temiz aşkı, büyücünün kötülüğü karşısında galip gelir.
KOREOGRAF: MARIUS PETİPA , LEV IVANOV , MEHMET BALKAN
ORKESTRA ŞEFİ: ELŞAD BAĞIR
SAHNEYE KOYAN: LALE BALKAN
GÜNCEL LİBRETTO: ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
DEKOR-KOSTÜM: SAVAŞ CAMGÖZ
IŞIK: METİN KOÇTÜRK
Konusu: Yöredeki kızların en güzeli ve en iyi huylusu Odette ile sevgilisi Prens Siegfried gizlice sarayın kış bahçesinde buluşmaktadır. Baron Rothbart’ın kızı Odile de Prens’e aşıktır. Odile, Odette ile Prens’in yakınlaşmasını görmeye dayanamaz ve bu durumu, aslında gizli bir büyücü olan babasına anlatır. Baron Rothbart, kızına rakip olabilecek tüm genç kızları kuğuya dönüştürerek ormana tutsak etmiştir. Kızlar, güneşin doğmasıyla birer kuğuya dönüşmekte ve günbatımıyla birlikte eski hallerine dönmektedir. Baron Rothbart büyücü kimliğine bürünür ve aynı büyüyü Odette’e de yaparak onu kuğuya dönüştürür. Sevgilisini karşısında kuğu olarak gören Prens Siegfried, dehşete düşer. Prens’in 18. yaş günü onuruna bir balo verilmektedir. Ana Kraliçe, Baron Rothbart ve Odile ile birlikte oğlunu kutlamaya gelir. Ana Kraliçe, Prens’e evlenme zamanının geldiğini hatırlatır. Baron Rothbart da Siegfried’e en uygun olan adayın kendi kızı Odile olduğunu söyler. Prens, Odile ile evlenmeyeceğini söyleyince, Rothbart, Odile ve Ana Kraliçe öfkeyle baloyu terk eder. Daha sonra, Siegfried ormanda tek başına yürürken birden Odette ile karşılaşır. Ancak çiftin bu mutluluğu fazla uzun sürmez. Baron Rothbart yine ortaya çıkar ve onları ayırır. Ama Siegfried, bir kez daha Odette’e sonsuz aşk yemini eder. Balo salonunda Baron Rothbart, Siegfried’i etkilemesi için kızını baştan çıkarıcı bir “Siyah Kuğu”ya dönüştürür. Siegfried buna kanarak Siyah Kuğu’yu Odette gibi algılar ve ona evlenme teklif eder. Tüm umutlarını yitirmiş olan Odette, ormandan kaçıp kurtulmayı dener, ama Rothbart’ın büyüsü ona engel olur. Siegfried, Odette’i kurtarmaya gelir, ancak Odette’in kurtulması büyünün bozulmasıyla mümkün olacaktır. Siegfried ile Rothbart’ın kavgası sırasında büyücünün maskesi düşer ve gerçek kimliği ortaya çıkar. Bu sırada Rothbart’ın büyüsüyle kuğuya dönüşmüş olan kızlar, büyücüyü gölün içine çekerek onu öldürürler. Böylece büyü bozulur ve Odette ile Siegfried’in temiz aşkı, büyücünün kötülüğü karşısında galip gelir.
8 Mart 2013
8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun
8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü
olarak kutlanmasını öneren Clara Zetkin
8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York
kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil
fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya
kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan
barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin
cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı.
26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
olarak kutlanmasını öneren Clara Zetkin
8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York
kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil
fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya
kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan
barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin
cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı.26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org
Kadına yönelik şiddetin bütün dünyada hala yaşanıyor olması ve bunun bir türlü önüne geçilememesi, bütün dünya için acı verici. Şiddet zaten kimseye uygulanmaması gereken bir durum. Ama ne yazık ki ülkemizde her akşam haberlerde böyle bir olay görmek mümkün. Sokak ortasında karısını öldüresiye döven kocalar, diğer tarafta kızınını töre nedeniyle kendi elleriyle ölüme mahkum eden babalar...
Hala bütün bunların önüne geçilemezken, bir de kadın zaman zaman siyasete karıştırılıyor. Artık bunlara bir son verme zamanı geldi de geçiyor. Sanırım cezaların daha büyük ve caydırıcı olması gerekiyor.
Eğitim şart diyoruz fakat bazen eğitimin de işe yaramadığını üzülerek görüyoruz. Küçücük kız çocukları hiç olamayacak yaşta ne yazık ki evlendiriliyor. Kimsenin yasa falan dinlediği yok. Al parayı ver kızı. Hiç birşey bu kadar basit olamaz. İnsan evladına veya karısına nasıl bu kadar zalim olabilir, anlamak zor.
Bırakalım kızlarımız okusunlar, kendi ayaklarının üzerinde yaşamayı başarsınlar, hayatlarını kazansınlar, en önemlisi birer birey olduklarını hissetsinler.
Kadınların olmadığı, annelerin olmadığı bir dünya düşünülebilir mi?
Bence düşünülemez...
8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun.
Kadına yönelik şiddetin bütün dünyada hala yaşanıyor olması ve bunun bir türlü önüne geçilememesi, bütün dünya için acı verici. Şiddet zaten kimseye uygulanmaması gereken bir durum. Ama ne yazık ki ülkemizde her akşam haberlerde böyle bir olay görmek mümkün. Sokak ortasında karısını öldüresiye döven kocalar, diğer tarafta kızınını töre nedeniyle kendi elleriyle ölüme mahkum eden babalar...
Hala bütün bunların önüne geçilemezken, bir de kadın zaman zaman siyasete karıştırılıyor. Artık bunlara bir son verme zamanı geldi de geçiyor. Sanırım cezaların daha büyük ve caydırıcı olması gerekiyor.
Eğitim şart diyoruz fakat bazen eğitimin de işe yaramadığını üzülerek görüyoruz. Küçücük kız çocukları hiç olamayacak yaşta ne yazık ki evlendiriliyor. Kimsenin yasa falan dinlediği yok. Al parayı ver kızı. Hiç birşey bu kadar basit olamaz. İnsan evladına veya karısına nasıl bu kadar zalim olabilir, anlamak zor.
Bırakalım kızlarımız okusunlar, kendi ayaklarının üzerinde yaşamayı başarsınlar, hayatlarını kazansınlar, en önemlisi birer birey olduklarını hissetsinler.
Kadınların olmadığı, annelerin olmadığı bir dünya düşünülebilir mi?
Bence düşünülemez...
8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun.
























